90 392 225 30 6290 392 225 30 63

Hoşgeldiniz. Bugün

Atalay: Hedeflerine ulaşamadılar

Ana Sayfa » Genel » Atalay: Hedeflerine ulaşamadılar

KKTC Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay:15 Temmuz gecesi kendisinin darbeye itiraz ederek meydana çıkan tek KKTC’li bürokrat olduğunu ifade eden Talip Atalay, “Bana operasyon düzenleyenlerin bakış açıları Türkiye Cumhuriyeti ile ters. Şahsıma bu iftirayı atanların bir hedefinin de doğrudan 2019 olduğunu düşünüyorum” dedi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması’na (FETÖ/PDY) yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmış ve hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmişti. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Atalay’ın terör örgütünün şifreli haberleşme programı ByLock listesinde olmadığı ve örgütle bağlantılı hiçbir harekette yer almadığı belirlenmişti. Bu kapsamdaki gelişmeleri, yaşadıklarını ve 15 Temmuz gecesi de dâhil olmak üzere Kıbrıs’la ilgili faaliyetleri KKTC Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay’la konuştuk.

15 Temmuz’da sela okutan benim

Temmuz ayında FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alındınız. Hakkınızdaki iddia nedir?

Henüz dosyayı bile görmüş değilim. Bu yüzden avukatım aracılığı ile dava açtım. İsim olarak kim varsa hepsinden şikâyetçi olacağım. 15 Temmuz gecesinde dışarıda bulunan yegâne bürokrat benim. Yine aynı şekilde Türkiye ile eş güdümlü olarak sela okutulmasını da ben sağladım. Önemli bir kesimin benim ricamla darbeye karşı direnmek meydana gelmesine rağmen bana böyle bir soruşturma açıldı.

15 Temmuz gecesi KKTC’de tablo nasıldı?

O gece Din Görevlileri Birliği Derneği ve Sendikası ile birlikte doğrudan mesajla insanları meydanlara çağırdılar. Bunun dışında birçok STK’lar meydandaydı ve elçilik önünde toplanıldı. İnsanlar bizi görsün dağılmasın diye ben iki gün sabaha kadar kaldım.

Darbe olsaydı ilk alınacak kişi bendim

Adli kontrol şartıyla serbest bırakıldınız ve kovuşturmaya gerek olmadığına kanaat getirildi. Birilerinin sizi FETÖ’cülükle suçlayarak hedefe oturttuğunu mu düşünüyorsunuz?

15 Temmuz gecesi sokağa çıkıp darbeye tepki gösteren ben olmama rağmen enteresan bir şekilde Kıbrıs’ta ilk FETÖ soruşturmasına uğrayan kişi de ben oldum. Kıbrıs’ta bazı kesimler aleyhimde derhal görevden alınmam konusunda ciddi yayınlar yaptı. Darbe olsaydı ilk alınacak kişi de bendim oysa.

Gözaltına alınma sırasında ne tepki verdiniz?

Ben gözaltına alınma anında Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde idim. Orada fiilen çalışmasam da bir odam var ve yedi sene sonra ilk defa polisle beraber gördüm odayı. Ben odayı kullanmadığım için telefon ettiler, dekan yardımcıları ile beraberdim. Polisleri odaya davet ettim yakalama kararını gösterdiler. Dekan yardımcıları arkadaşlar beni çok yakından tanıdıkları için ‘Olamaz böyle bir şey’ diyerek tepki gösterdiler.

İftiracıların hedefi belli

Gözaltında bulunduğunuz süre içinde neler hissettiniz?

Üç gün gözaltında kaldım ve iyice gözlem yapma fırsatı buldum. Benim gibi hiçbir bağlantısı olmadan bu süreçte tasfiye edilmek istenen, iftiraya uğrayan insanlar olabilir. Buna dikkat edilmesi gerekiyor. Sadece ailem adına endişe duydum, dışarıdaki insanların onlara bakışı değişti. Bir başka endişem ise benden dolayı Türkiye’ye laf gelmesinden endişe ettim. Bu iş Türkiye’de Ak Parti’nin ya da şu anda Türkiye’deki yapının bir operasyonu değil, arada elçilik de olsa Kıbrıs kaynaklı bir operasyondu. Kıbrıs’tan bizi tasfiye etmek, itibarımızı yok etmekle ile ilgili bir durumdu. Aynı zamanda İftira atanların hedeflerinden birisinin de doğrudan 2019 olduğunu düşünüyorum.

Konuyu biraz daha açar mısınız?

Bana operasyon düzenleyenlerin hemen hiçbirisi Türkiye’deki hükümetle doğrudan bağlantılı olan insanlar değil. Hükümetin düşüncesine karşı olan insanlar. İsterse devletin içinde olsunlar. Bu kişilerin bakış açıları Türkiye Cumhuriyeti ile ters. Dönüşümde sorulduğunda ise hem Birleşmiş Milletler’e hem de dış misyonlara bu şekilde ifade ettim.

Apaçık iftiraya uğradım

Sizin dışınızda FETÖ’den gözaltına alınmasına şaşırdığınız biri oldu mu?

Evet, oldu. Benden sonra FETÖ soruşturmasına uğrayan kişilerden birisi de o gece emrimle tüm KKTC’ne sela okuyan görevlim oldu. Bunlar çok üzücü. Apaçık bir iftiraya uğradım. Aylarca çalışılmış bir plan bu. Basına ByLock kullandığıma dair haberler servis edilmiş.

Bu soruşturma KKTC’de nasıl karşılandı?

15 Temmuz gecesi Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı televizyonlara çıkmadan önce KKTC Cumhurbaşkanı darbeye karşı olduklarına dair bildiri yayınladı ve meydanlarda o an ben vardım. Türkiye’de pek bilinmez ama uluslararası alanda bizim çok tanınan bir kimliğimiz var. Kıbrıs’ta elçilikleri olan bütün ülkeler beni çok yakinen tanır ve onlar benim 15 Temmuz konusundaki tutumumu biliyorlar.

Çevreniz bu suçlamayla alakalı ne dediler ve nasıl tepki gösterdi?

Ziyaret eden elçi ve dış misyondan gelen her heyetle konuşmamızın yarısı 15 Temmuz ve Türkiye’de halkın ortaya koyduğu demokrasi manifestosunun onlar tarafından yeterince takdir edilmediği konusundaki sitemlerimdir. 15 Temmuz perspektifini en etkili bir şekilde dünyaya sunan nadir insanlardan biriyim. Çünkü böyle bir zemin başka kimsede yok.

Hedeflerine ulaşamadılar

KKTC ile bağınızı kesmek istemiş olabilirler mi?

İddianamede somut bir kanıt olmadığı halde bir süreç yaşadım. Savcının önüne gelir gelmez benim bırakılmam gerekiyordu, çünkü ortada bir şey yok. Şahitlerin de görüşü alınarak yurtdışı yasağı olmadan çıktım. Çünkü bu operasyonu düzenleyenlerin amacı benim yurtdışına çıkmamı engelleyerek Kıbrıs’taki işimi bitirmekti. Hedeflerine ulaşamadılar.

Kıbrıs’ta dini eğitim kurumları konusunda yeterlilik seviyesi hangi oranda?

Kıbrıs’ta daha önce eğitim konusunda bir takım zorluklar vardı. Mesela Kuran-ı Kerim eğitiminde camilerde bile güçlük çekiliyordu. Yapılan eğitimler polis tarafından basılıyor, imamlar, çocuklarla birlikte karakollara çekiliyordu. İlgili yerlerle görüştük ve 2012’den itibaren camilerde yaz kurslarında veya herhangi bir zamanda talep edildiği takdirde Kuran-ı Kerim eğitiminin başlamasına vesile olduk.

Dini eğitime ciddi talep var

İlahiyat ve İmam Hatip Lisesi mevcut mu?

İmam Hatip Lisesi karşılığı olarak İlahiyat Koleji açıldı. İlahiyat Lisesi’yle İlahiyat Fakültesi eğitim öğretime devam ediyor ve çok ciddi talep var, kontenjanlar zorlanıyor. Kıbrıs’ta resmi olarak Kuran kursu yok. O konuda henüz düzenleme yapılabilmiş değil.

Bu anlamda başka ne tür sıkıntılarınız var?

En büyük sıkıntı Din İşleri Başkanlığı’nda teşkilatlandırılma olmamasıydı. Onlar aşıldı. 2 Ekim’de çıkan yasa ile Din İşleri Başkanlığı artık teşkilatlı hale gelecek. İlkokul ve ortaokul mezunu arkadaşlarımızı açıktan İmam Hatip Lisesine yönlendirdik.

Görevlilerimizi biz yetiştirelim

Din görevlileri Türkiye’den geliyor değil mi?

Görevlilerin bir kısmı Türkiye’den geliyor fakat biz Kıbrıs’ı bilen, bu topraklardan yetişmiş kişileri istihdam etmek adına görevlilerimizi kendimiz yetiştirmek istiyoruz. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan da destek istiyoruz. Çünkü onların desteği olmadan bazı şeyleri başarmak kolay değil.

Güney Kıbrıs’la bağlantınız var mı? Varsa hangi alanlarda görüşme gerçekleştiriyorsunuz?

Güney Kıbrıs’ta da ciddi faaliyetlerimiz var. Dini liderler arasında barış süreci çerçevesinde bir inisiyatif oluşturduk ve sürece destek verdik. 1960 Anayasası’nda adı geçen dini grupların temsilcileri bir araya geldik. Osmanlı millet sistemi geleneği çerçevesinde, herkesin dinini kendisi olarak yaşama inisiyatifini oluşturduk. Onların kendi haklarına saygı duyup bunu destekledik. Onların kilise ve mezarlıklarına saygı gösterilip korunması gerektiğini, aynı şekilde bizim de Güney’deki cami ve mezarlıklarımızla ilgili haklarımıza riayet edilmesi gerektiğini söyledik. Bu da karşılık buldu.

‘Hala Sultan’ bizim için çok kıymetli

Rum kesiminde bize ait eserler ve değerler mevcut mu?

Güney Kıbrıs’ta bize ait olan, Hala Sultan(R.A) var ve dünyadaki en kıymetli ziyaretgâhlarımızdan birisi. Kendisi Peygamberimizin süt teyzesi ve kan olarak da akrabası. Doksan yaşına dayanmış yaşlı bir kadın o günün şartlarında ilk deniz seferine katılarak Kıbrıs’a indikten sonra şehit olmuştur. Hala Sultan (R.A) annemiz için çok erken zamanlarda vakıflar oluşturuluyor, türbe imar ediliyor. Maalesef bu eserler 1974 harbinden sonra güneyde kaldı. Avrupa’daki en kıymetli sahabe ziyaretgâhlarındandır ve kadın sahabedir.

Güney’de kalan bu ziyaretgâhları Türklere görme olanağı sağlıyorlar mı?

Kıbrıs’ta yaşayan Türkiye kökenli insanlar iki bayram ve son üç yıldır kutladığımız Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında geçerek Hala Sultan’ı ziyaret edebiliyorlar. Şu ana kadar yaklaşık 10 bine yakın insamız oraya geçti ve ziyaretlerini gerçekleştirdi. Siyaseten de ciddi bir açılım gerçekleşmiş durumda. Bu görüşmeler sonucunda elde ettiğimiz önemli bir kazanım oldu. Biz de buna karşılık Kuzey’de yer alan kiliselerdeki ibadet müracaatlarında onlara destek olduk.

TALİP ATALAY KİMDİR?

1968 yılında Mersin’in Erdemli ilçesinde dünyaya gelen Talip Atalay, 1975’de ailesiyle birlikte Kıbrıs’a gelip, göçmen olarak Gazimağusa’nın Maraş bölgesine yerleşti. 1990’da Konya’da bulunan Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktorasını da din eğitimi üzerine yapan Atalay, yüksek lisans tezinde Geçmişten Günümüze Kıbrıs – İdari Yapılanma ve Din Eğitimi, doçentlik tezinde ise Kuzey Kıbrıs’ta Yaygın Din Eğitimi ve Cami Hizmetleri konularını ele aldı. Yayınlanmış birçok araştırması, kitabı ve eseri bulunmaktadır. Evli ve 3 çocuk babası olan Atalay 23 Aralık 2010 tarihinde KKTC Din İşleri Başkanı olarak atandı.

http://milatgazetesi.com/iftiracilarin-hedefi-2019-roportaj,122818.html

03 Kasım 2017

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

Facebook'ta Biz