Bağlantınız başarılı bir şekilde kopyalandı

SP no ve şifreniz ile giriş yapın

Haberler Duyurular Başkandan Yazılar Hutbeler Sizlerden Gelenler Basın Videolar İletişim Bize Yazın Profil

Bağlantınız başarılı bir şekilde kopyalandı

Abone Ol Hesap
30 x
Gelişmiş Arama
Ana Sayfa
Haberler
Başkanlık
Başlıklar
İletişim
Sosyal Medya
Güncel Haberler İhtidalar Ziyaretler Programlar Vaaz ve Sohbetler Diğer Haberler
Haberler Duyurular Hutbe Basın Camilerimiz
Yazılar Başkandan Sizlerden Gelenler Dini Günler Gelişmiş Arama Namaz Vakitleri Videolar
Konum Numaralar Bize Yazın Öneri ve Şikayet Fetva
Profil
Twitter Facebook İnstagram Youtube Telegram
Uzay Canlı Labaratuvar
Futbol Basketbol Voleybol Tenis Maraton Yüzme Bisiklet
WEB Frontend WEB Backend Bilgisayar Android IOS MySQL Adobe Microsoft Office
Şaban KAVSARA

HACI KALABİLMEK

Resim yüklenirken bir hata oluştu!
2022-10-20 12:00:00 119,364


HACI KALABİLMEK

 

Rahman ve Rahim olan Rabbimize hamd olsun



Bildiğimiz gibi hac İslam’ın 5 şartından biridir. Haccın şartları kendisinde bulunan her Müslümana farzdır. Haccı şu şekilde tarif edebiliriz; şartları taşıyan her Müslüman belirlenmiş zaman içerisinde Kâbe, Arafat, Müzdelife ve Mina’da belli dini görevleri şart ve usulüne uygun olarak yerine getirmek diyebiliriz. Nasıl yapılacağını da Hz. Peygamber (sav) hac mevsiminde bizzat yapmış ve Müslümanlara göstermiştir. Bu da Resulullah (sav) ilk ve son haccı ve nihayet veda haccı olmuştur.


Umre ise mikat mahallelerinde umre nihayeti ile ihrama girip telbiye getirerek Kâbe tavaf edildikten sonra Safa ve Merve arasında say yapılarak tamamlanan ibadettir. Yeterli imkânı olanlar ömürlerinde bir defa umre yapmaları gerekir. Umre için özel bir zaman yoktur.


Bu kısa bilgilerden sonra hac ibadetine gelirsek Hac ibadeti baştan sonra sembollerle dolu bir ibadettir.


Hac meşakkattir diyoruz. Müslümanın hac esnasında yaşamış olduğu zorluklar ve yapmış olduğu ibadetler düşünce dünyasını tamamen değiştirir. Sabırlı olmayı, şükretmeyi, zikretmeyi, dünyadaki Müslüman kardeşleriyle müsamahalı olmayı ve onlara yardım etmeyi öğrenir.


Hac manevi bir tecrübedir. Hz. Âdem’de Hz. İbrahim’den ve nihayet Allah Resulü (sav) bir manevi yolculuğa çıkmaktır.


İhramlar giyilmiş bedenler mikatta bırakılmış ben ve benlikler çıkarılmış. Biz olduğumuz halde Kâbe’ye gelinmiştir. O Kâbe ile karşılaşıldığı an yok mu? Duaların kabul olduğu duyguların zirveye çıktığı andır. Diyebiliriz ki; kefenler giyilmiş, mahşer provası için Kâbe’de toplanılmıştır. İhramla herkesin Allah katında eşit olduğu makam, mevki, mal, mülk tüm dünyevi şeylerden sıyrılmış oluyoruz. Yani takva elbisesini giymiş oluyoruz. İşte bu şuurla Müslüman ölmeden önce dirilişi yaşamış olmaktadır. İhramla dünyevi her şeyi terk etmiş, ilahi sit alanı içinde yer almaktadır. Allah yolunda canını feda etmenin tıraş olma ve kurban kesme simgesidir. Hz. Peygamber (sav) hiçbir ibadeti yaparken Allah’tan yardım istememiştir. Ancak hac için niyet ederken ‘ Allah’ım hac yapmak istiyorum. Bunu bana kolaylık kıl ve kabul eyle’ diye dua etmiştir. Safa ve Merve arasında yapılan say sabır, ümit, çaresizlik, en büyük zorluklar karşısında yılmadan çalışıp ve Allah’tan istememiz gerektiğini öğretiyor bizlere.


Kurban’da İbrahim Aleyhisselam ve İsmail Aleyhisselam’dan Allah’a tam teslimiyeti öğreniyoruz. İbrahim (As.), İsmail (As.) ve Hacer validemizi şeytan caydırmaya çalışmış ama başaramamıştır. Bizlerde hacda şeytanı temsili olarak taşlarız. Taşladığımız tüm kötü huylarımız, nefsimiz ve şeytan olmalıdır. Yoksa sinirlenip şeytan taşlıyoruz diyerek elinde o anda ne varsa sembolik taşlara atmak gerçek şeytan taşlama olamaz. Hacı Hacerü’l Esvet ile başlar ve her tarafta Allah (cc)’a olan bağlılığını yeminini tekrar eder.


Hacı Kâbe’de toplanan dünyanın her yerinden hac ibadeti için gelen Müslümanlarla tanışır, istişare eder. Buda Müslümanlar arasındaki ilişkilerin gelişmesine ve güçlenmesine vesile olur. ‘Müslümanlar ancak kardeştir.’ Ayeti hacda pratik olarak gerçekleşmiş olur. Müslümanlar hacdan ülkelerin döndüklerinde dini, fikri, mezhebi ihtiyatlarda daha hoşgörülü olmaya çalışırlar. Ayrıca hac inananlar için bir gövde gösterisi de sayılabilir. Hac ibadeti ölüm sonrası mahşeri andırmasıdır. Ahirette Rabbimizin huzurunda dirilişi ve toplanışı hatırlatır. Hz. Peygamber (sav)’in hadisinde ‘kötü söz söylemeden ve büyük günah işlemeden hacceden kimse, annesinden doğduğu gündeki gibi günahsız olarak (evine) döner.’ buyurmaktadır. Hacı adayı yolculuğa çıkmadan akraba, eş, dost ve tanıdıkları ile helalleşir ve öyle hac yolculuğuna çıkar. Tertemiz ve arınmış olarak hacı olan Müslümanın asıl görevi evine yurduna dönünce başlar. Artık Rabbinin rızası dışında hiçbir şey yapmaz. Bir bakıma kendini Allah’a adamış olur. Hacda kazanmış olduğu tüm kazanımlarıyla ölene kadar Allah’ın yolundan ayrılmamalıdır.



Önemli bir konuda hacılarımızın kutsal beldelerde ibadet ederken hediye alma durumudur. Hacılarımız ibadetlerle meşgul olmak yerine çarşı pazarda vakitlerini harcamaları abesle iştigalden başka bir şey değildir. En güzel hediye zemzem suyu ve hurmadır. Bunun haricinde hacılarımızın çarşı pazar değil, tavafla ve sa’y ile geçirmesi daha evla olacaktır.


Haccın rukünleri yoktur ama Efendimiz Muhammed Mustafa (sav)’i ziyaret ederiz. Ravza’i Mutahhara’da kıldığımız namazlar bir başka huzur verir. Yeşil halı ne zaman boşalacak diye bekleriz. Medine bir başkadır. 18 bin alemin Mustafa’sına salatlar ve selamlar göndeririz.  



Aslolan hacı olmak değil hacı kalabilmektir. Rabbimiz gönülden isteyen her Müslümana tez zamanda nasip eylesin.