Bağlantınız başarılı bir şekilde kopyalandı

SP no ve şifreniz ile giriş yapın

Haberler Duyurular Başkandan Yazılar Hutbeler Sizlerden Gelenler Basın Videolar İletişim Bize Yazın Profil

Bağlantınız başarılı bir şekilde kopyalandı

Abone Ol Hesap
30 x
Gelişmiş Arama
Ana Sayfa
Haberler
Başkanlık
Başlıklar
İletişim
Sosyal Medya
Güncel Haberler İhtidalar Ziyaretler Programlar Vaaz ve Sohbetler Diğer Haberler
Haberler Duyurular Hutbe Basın Camilerimiz
Yazılar Başkandan Sizlerden Gelenler Dini Günler Gelişmiş Arama Namaz Vakitleri Videolar
Konum Numaralar Bize Yazın Öneri ve Şikayet Fetva
Profil
Twitter Facebook İnstagram Youtube Telegram
Uzay Canlı Labaratuvar
Futbol Basketbol Voleybol Tenis Maraton Yüzme Bisiklet
WEB Frontend WEB Backend Bilgisayar Android IOS MySQL Adobe Microsoft Office
Emin YAZICI

Müslüman ve Materyalizm

Resim yüklenirken bir hata oluştu!
2022-11-04 21:16:49 10,554

 


Müslüman ve Materyalizm


 

Materyalizm, her şeyin maddeden oluştuğunu ve bilinç de dahil olmak üzere bütün gözlemlenebilen olguların  maddi etkileşimler sonucu oluştuğunu öne süren ve hiçbir metafiziksel alanı kabul etmeyen felsefi akımdır. 

Özetle materyalizm, duyular yoluyla kavranan  her şeyin maddeden ibaret olduğunu ve duyular ötesi bir alanın, ruhsal âlemin var olmadığını ileri sürer. Bu durumda materyalizm, fizik ötesi kanunları ve tabiatüstü varlıkları reddeden bir teoridir.


Esasen materyalizm çok kapsamlı bir konudur.


Maddecilik, Avrasya'nın farklı coğrafi bölgelerinde, Karl Jaspers'in Aksiyal Çağ olarak adlandırdığı ve MÖ 800 ila 200 yılları arasını kapsayan dönemde gelişmiş; kültürel, sosyolojik, ekonomik, çevresel  ve dini yönlerden, özellikle  Hristiyan ve  Müslüman toplumlarda, günümüze kadar etkisini zaman zaman göstermiştir.


Kur’an-ı Kerim’in müşrik ve cahil olarak isimlendirdiği, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve resulünün haram kıldığını haram kabul etmeyen materyalistler, iki temel özellikleriyle öne çıkarlar.


Birinci özellikleri; dünya hayatı ve dünya hayatının maddi zevklerine düşkün olmalarıdır.


         İnkârcılar (dünya nimetlerinden) yararlanırlar ve hayvanlar gibi yerler, içerler. …” (Muhammed 12) Yüce Allah, materyalistlerin dünyaya olan düşkünlüklerini, önlerine konan ya da rastladıkları yiyecek karşısında  hayvanların sergiledikleri davranışa benzetmektedir. Dünya nimetleri karşısında evladı ya da yakın  akrabası bile olsa kendisinden başka hiç kimseye tahammül edemez, onlara düşman kesilir.


     İkinci özellikleri; söz, davranış ve konuşmalarıyla müminlerle, müminlerin kitabı ve peygamberiyle alay etmeleridir. “Onlara Kur’an sorulduğunda öncekilerin masalları, derler. Onlara, rabbiniz ne indirdi dendiğinde öncekilerin masallarını derler.” (Nahl 24)


Ateizm ve Darwin teorisi materyalizm  felsefi akımından  etkilenmektedir. Aslında materyalizm Müslümanların düşünce yapısını çok etkileyememiştir. Etkilediği dönemler varsa bile bu sürdürülebilir bir etki olmamıştır. Müslümanlar temelde vahiy ve sünnet ışığında hayatlarına devam etmişlerdir. Dolayısıyla vahyi kesin bir şekilde reddeden  bir akım olan materyalizm, Müslüman toplumlarda barınamamıştır.


Câhiliye toplumunda Allah’ın varlığına ve birliğine inanan az sayıda insanların oluşturduğu, Hanîfler adı verilen bir topluluğun dışında büyük çoğunluk putperestti. Nazil olduğu süreçte çeşitli vesilelerle Hanîflere övgüde bulunan Kur’ân-ı Kerîm putperestleri ve dehrileri şiddetle kınamıştır; onları yaratılış üzerinde düşünmeye, insanlık tarihinden ibret almaya, gerçeklerin araştırılmasında ön yargılardan kurtularak samimi, dürüst ve ahlâkî davranmaya çağırmıştır.


        Kur-an’ın temel öğretisine göre bütün kâinat Allah tarafından, onun özgür iradesiyle muayyen şartlarda ve kendine has işleyiş kanunlarıyla yaratılmıştır. Maddenin kendi başına var olması, yaratıcının iradesinden bağımsız olarak cansız, hareketsiz, âtıl ve kaotik bir durumdan belirli bir zaman içerisinde canlı bir organizmaya dönüşmesi ve mevcut düzenli halini alması mümkün değildir. Bunun aksini iddia etmek anlayış kıtlığı, bilgisizlik ve sapkınlıktır. Nitekim Kuran-ı Kerim’de  bu konuya açıkça   yer verilmiştir. "Ve şöyle diyorlardı: “Sahi biz, ölüp de toprak olduktan ve kemik yığınına dönüştükten sonra mı, yani biz o halde iken mi yeni bir yaratılışla  tekrar diriltileceğiz? Bu, olacak şey değil!” (Vakıa 47)


       Müslümanlar Materyalizm düşüncesinden ne derecede etkilenmişlerdir?


       Müslümanlar materyalizmin aksine maddeyi de yaratanın her şeyin sahibi olan Allah olduğuna ve  herhangi bir madde ile de varlıktaş olmadığına inanır. Örneğin bir ağacın ruhunun olması, taşın yaratılmış olması gibi.


       Materyalist düşünceye sahip kişiler tanrı, ruh gibi kanıtlanmamış önermeleri açıklamaktan kaçınırlar. Aksi takdirde, gözlemlenebilen  her şeyin  kökleri yok sayılabilir. Örnek vermek gerekirse  bilinç, kaynağını beynin işleyişinden alan bir görüngüdür ve ona metafiziksel açıklamalar getirmek dış dünyanın gerçek olmayışı gibi yanılgılara yol açabilir.


      Bütün önermeler gözlem veya deney ile kanıtlanmalı ve doğrulanmalıdır. Her şey maddeden gelip madde olarak devam etmektedir. Buna göre ise 19. yüzyılda gelişen bu bilimsel materyalizm bazı iddialarda bulunmuştur. Bunlar; evrenin hacim olarak sonsuz olduğu, maddenin yaratılmadığıdır. Madde ve zaman birer mutlak kavramdır, yani hep var olmuştur ve hiç değişmemişlerdir. İnsan zihni de sadece maddesel faktörlerle açıklanabilmektedir. Madde ötesi bir ruh yoktur ve bütün zihinsel olaylar maddeye bağlıdır.


      Kur'an-ı Kerim’in bu temel tavrını esas alan başlıca kelâm ekollerinin maddeci düşünce karşısındaki güçlü duruşu ve tavizsiz tutumuyla tanrı merkezli düşünce üreten İslam felsefesi ve tasavvuf ekollerinin fikir hayatına olan mutlak hâkimiyetleri sayesinde İslâm tarihinde sistemli bir materyalist düşüncenin ortaya çıkmadığı söylenebilir. Ancak Osmanlı İmparatorluğu'nun son   dönemlerinde göze çarpan bazı ferdî teşebbüslere rastlanmış ve materyalist düşünceyi ifade anlamında  âlemin ezelî olduğunu ve bir yaratıcısının bulunmadığını savunan kişilerden söz edilmiştir.


Beşir Fuad, muhtelif çevirileri ve Felsefe Mecmuası’ndaki yazılarıyla Bahâ Tevfik, Târîh-i İstikbâl adlı eseri başta olmak üzere çeşitli tercüme ve telifleriyle Celâl Nuri (İleri) ve dönemin en güçlü kalemlerinden  Tevfik Fikret gibi düşünce adamları, Büchner ve Haeckel başta olmak üzere bazı materyalist ve pozitivist yazarların görüşlerini Osmanlı Devleti’ne taşıyan kişiler olmuştur. Bunlar, İslâm dünyasının, içinde bulunduğu gerek iç siyaset gerekse dış ve aynı zamanda toplumsal boyuttaki  sıkıntıları aşması için materyalist felsefeyle yakın ilişkide  gördükleri bilimle  daha yakından ilgilenmek ve istifade etme  gerekliliğinden bahsetmişlerdir. 

 

"Ey kitab-ı köhne, yırtılır yarın

Medfeni fikr'olan sayfaların"

"Yaşamak dini benim dinimdir

Peygamberlere göstermem ilgi,

Bir örümcek götürür Hakka beni..."

Tevfik Fikret (Osmanlı'nın Son dönemi Şairi )  


Materyalist düşünceden etkilenenlere karşı  önlem alınmış mıdır?


Elbette ki materyalist düşünceden beslenenler olduğu gibi karşıt görüşleri savunan, bu düşünce yapısını tamamen yok sayan yazarların varlığı materyalizmin etkisini azaltmıştır. Örneğin, Ulûm gazetesinde yer alan yazılarıyla Ali Suâvi, Ben Neyim: Hikmet-i Maddiyyeye Müdafaa isimli eseriyle (İstanbul 1308) Ahmed Midhat, Maddiyyûn Mezhebinin İzmihlâli adlı eseriyle (İstanbul 1928) materyalizme karşı çıkmış ve dine yönelik eleştirileri cevaplandırmaya çalışmışlardır. Doğrudan reddiye yazan bu düşünürlerin dışında  Mehmet Şemsettin (Günaltay), Ahmed Naim, Mehmed Âkif (Ersoy), Said Halim Paşa materyalist düşünceyle mücadele etmişlerdir.


Türk edebiyatının usta yazar ve düşünürü   Sezai KARAKOÇ bir yazısında materyalizm ve benzeri düşünce yapılarına  karşı Müslüman toplumlara şöyle seslenmiştir.

" Müslüman, zayıf olduğu her vakit, materyalist ya da öbür inanç ve görüşlerdeki toplumlarca insafsızca ezilmiş olduğunu bilmek için yeteri kadar tarihî tecrübeye sahiptir. Hâlâ bunu bilmiyor ve bunun idrakine ermemiş bulunuyorsa yazıklar olsun ona."


Bütün bunların dışında, çeşitli materyalist filozofların farklı madde anlayışları vardır. İslam dini ortaya koyduğu yaşam tarzı ve kurallar ile materyalizmin tam zıttı bir tarafta yer almaktadır. Kur'an-ı Kerim-i yaşayan ve  hayatına tatbik eden peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) , hayatın her anına adaleti ve iyiliği hâkim kılmıştır. Baskı ve zora dayanmaksızın sadece toprak ve ülkeleri değil,  insanların kalplerini de Kuran-ı Kerim ışığında  fethetmiştir.Bugün, vefatının üzerinden on dört asır geçmesine rağmen, onun etkisi bütün ihtişamıyla devam etmektedir. Hâlâ o, insanlık tarihinin en etkin, tek siması olarak kabul edilmektedir.

       

      Biz Müslümanlara düşen görev ise Kur'an-ı Kerim ve peygamberimizin hayatı (sünnetleri) ışığında  gittiğimiz takdirde materyalizm ve benzeri  felsefi akımlara  karşı daima hazırlıklı olup bir sonraki neslimize bu doğrultuda  aktarmalıyız.


Varlığı zorunlu, her şeyin sahibi, yoktan var eden vardan da yok edici güce ve kudrete sahip  rahman ve rahim olan Allah'a hamd, efendiler efendisi, gönüller sultanı Hz. Muhammed Mustafa'ya (s.a.v) selam olsun.