Bağlantınız başarılı bir şekilde kopyalandı

SP no ve şifreniz ile giriş yapın

Haberler Duyurular Başkandan Yazılar Hutbeler Sizlerden Gelenler Basın Videolar İletişim Bize Yazın Profil

Bağlantınız başarılı bir şekilde kopyalandı

Abone Ol Hesap
30 x
Gelişmiş Arama
Ana Sayfa
Haberler
Başkanlık
Başlıklar
İletişim
Sosyal Medya
Güncel Haberler İhtidalar Ziyaretler Programlar Vaaz ve Sohbetler Diğer Haberler
Haberler Duyurular Hutbe Basın Camilerimiz
Yazılar Başkandan Sizlerden Gelenler Dini Günler Gelişmiş Arama Namaz Vakitleri Videolar
Konum Numaralar Bize Yazın Öneri ve Şikayet Fetva
Profil
Twitter Facebook İnstagram Youtube Telegram
Uzay Canlı Labaratuvar
Futbol Basketbol Voleybol Tenis Maraton Yüzme Bisiklet
WEB Frontend WEB Backend Bilgisayar Android IOS MySQL Adobe Microsoft Office
Yusuf BAŞARAN

AYNAYA BAKMAYI BİLİYOR MUYUZ?

Resim yüklenirken bir hata oluştu!
2022-10-08 17:59:08 60,196

 

   AYNAYA BAKMAYI BİLİYOR MUYUZ?

 

 

    Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla


    İnsan bir film şeridi gibi geçen hayatında öyle anlar, öyle kararlar, öyle  hatalar olur ki keşke bir düğme olsa da zamanı geri sarsa, geri sarsa da o yaşadığı ana geri gidebilse, değiştirebilse o yaptığı tercihleri, düzeltebilse kırdıklarını, yerine tekrar koyabilse hayatından alıp götürdüklerini. Hepimize  böyle düşünceler, derin pişmanlıklar, keşkeler gelir akla..

    Şu da bir hakikattir ki hatasız günahsız olan Nurdan yaratılmış olan meleklerdir. İnsan hata yapar, insan yanlış yapabilir, insan günaha düşmüş olabilir, Peygamber Efendimiz (s.a.v) bizlere ne buyuruyor: “Her insan hata işler; ama hata işleyenlerin en hayırlısı, çok tövbe edenlerdir.”( Tirmizî, Kıyâme 49.) buyuruyor.

    Zamanı geriye sarma imkanımız yok belki ama yaptığımız hata ve günahlardan ders alma, ibret alma ve gelecek hayatımız için büyük kararlar alma imkanımız var. Onun için İnsan kendi hayat tarihinden geçmişinden dolayı muhasebe edip ders ve ibretler ile birlikte kendine sözler vermeli, bir çizgi çizmelidir. Her yapılan hata bizi olgunlaştırmalı, tecrübe kazanmamıza vesile olmalı.

    Tabi ki imtihan dünyasındayız dolayısıyla  bunu engellemeye çalışan bir yanımızda olacaktır.  İnsanın içindeki nefsi kendi yanlışlarını, hatalarını ona masumlaştırır, basitleştirir, hatta bin bir çeşit mazeret ve bahanelerle bunları yapmasında mecbur kaldığını vesvese vererek onu vicdanen rahatlatmaya çalışır. Ama insanın karşısındaki muhatapları aynı hata ve günahları işlediğinde büyük infazlar gerçekleşir, ağır darbeler, söylentiler, devamlı ortaya çıkarıp servis etmeler, hele hele sevmediğimiz bir kişi ise geçmişte yapmış olduğu O hataları fırına verip tekrar tekrar çıkarıp etrafımızdakilere servis etmekten büyük bir zevk alır nefis, özellikle eşler arasında evlilikleri bitiren en büyük hususlardan birisi de düğünden itibaren iki tarafın gerek ailelerin gerekse eşlerin birbirlerine yaptıkları hataları yıllar geçse de çocuklar da büyüse devamlı gündeme getirip masaya koymalarıdır. Bir türlü geçmişe temiz bir çizgi çekemiyoruz, silemiyoruz. Bazı faydalı güzel şeyleri çabuk unutuyoruz ama olumsuz bazı şeyleri asla unutamıyoruz. Neden böyle oluyor, bize en güzel örnek olarak gönderilen Efendimiz hayatı boyunca bir kişinin eski hatalarını, günahını, yanlışını ortaya döküp söylemiş midir acaba. Tabi ki asla.   

     Bizler yıllar önce yaptığımız bazı hata ve günahlarımızın çeşitli ortamlarda eşimiz, dostlarımız, akrabalarımız tarafından tekrar tekrar gündeme getirilip küçük düşürülmekten ayıplanmaktan hoşlanmıyoruz, Peki acaba kendimizin hoşlanmadığı bir şeyi neden başkalarına yapıyoruz? onlara reva görüyoruz? Neden kendi hatalarımızı küçük basit, karşıdaki muhataplarımızın hatalarını dağlar kadar büyüterek gösteriyoruz.

     Elhamdülillah Hz Muhammed (s.a.v) in ümmetiyiz diyor, Onu çok sevdiğimizi iddia ediyor ve onun ismi zikredildiğinde elimizi kalbimize koyup saygı gösterdiğimizi ifade ediyoruz, neden o sevdiğimiz insanın sözlerinden nasihatlerden işimize geleni alıyor, işimize gelmeyeni görmemezlikten duymamazlıktan geliyoruz. Peygamberimizin şu sözünü duymadıysak şimdi bir altın mühür gibi kalbimize, kalbimizden de damarlarımıza oradan da vücudumuzun tüm azarlarına yerleştirelim inşallah, şöyle buyuruyor iki Cihan serveri Rasulullah efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem: ‘’sizden biriniz kendisi için sevdiğini (istediğini Arzu ettiğini) kardeşi için de sevmedikçe (istemedikçe arzu etmedikçe) gerçek imana eremez.’’(Buhârî, Îmân 7) Hz Mevlana da şöyle demiştir: ‘’Kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi kardeşine de yapma, başkası için kazdığın kuyuya kendin de düşebileceğini unutma.’’

    Bir insan aynaya neden bakar; saçı sakalı dağılmış onu tarayıp düzeltmek, yüzünü gözünü temizlemek, elbisesi eğri ise onu düzeltmek için bakar aynaya, insan fiziki olarak dış görünüşünü düzeltmek için nasıl ki aynaya bakıyorsa, iç görünüşünü, hayatını, gönlünü, günahlarını düzeltmek için de nefis aynasına bakmalı, kendi yanlışlarını görebilmeli, kendi kusurlarını görebilmeli, bazen görmek de yetmez onu düzeltmelidir, yoksa görüp de düzeltmiyor temizlemiyorsa aynaya bakmanın bir manası bir faydası da yoktur. Şunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız ki hiç kimse mükemmel ve hatasız değildir, karşımızdakilerin hatası ve yanlışları olduğu gibi bizim de karşıya geçip bakıldığında birçok hatamız olacaktır. Peygamberimizin ifade ettiği gökteki yıldızlar gibi buyurduğu sahabe efendilerimiz İslam'ı, ayetleri, hadisleri önce kendi nefislerine uygular yaşarlardı sonra tebliğ ve hal ile örnek olurlardı. Bizler Bugün tam tersini yapıyoruz kendi nefsimizi es geçerek, hayatımıza uygulamadan, aynaya bakmadan karşımızdakilere aktarmaya çalışıyoruz, tabi ki haliyle buda karşıdakine tesir etmiyor. Rabbim hepimize başta kendi nefsime aynaya bakmayı öğrenmeyi nasip eylesin, yanlışlarımızı hatalarımızı düzeltebilmeyi cümlemize nasip eylesin.